Şüpheden Sanık Yararlanır

Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacına aykırı olarak, gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.

Yargıtay’ın sayısız içtihadında; amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” şeklinde, Latincede ise “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir.

Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi halinde uygulanabileceği gibi, suçun niteliğinin/vasfının belirlenmesi bakımından da geçerlidir.

“Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, aslında, bireysel anlamda sanıkların yararı için değil, kamu yararı düşüncesi ile oluşturulmuştur. Neticede, bahse konu ilkenin evrensel özelliği, Anayasa ile teminat altına alınan “masumiyet karinesinin bir gereği olarak ortaya çıkması ve olası adli hataların kamu düzeni üzerinde yaratabileceği olumsuz etkiler bir bütün olarak dikkate alındığında; savunma makamını oluşturan sanık müdafii avukatların, muhakeme sürecinde gerekli olduğu durumlarda, anılan ilkeyi güçlü bir şekilde tartışmaya açmaları gerektiği değerlendirilmektedir.

Şüphesiz, ilkenin amacına ve ruhuna uygun olarak tatbikat imkanı bulabilmesi, bu tartışmaların iddia ve muhakeme makamları tarafından da esaslı bir savunma argümanı olarak görülmelerinin sağlanabilmesi ile mümkün olabilecektir. Bu durum da, savunma görevini ve sanığın müdafiliğini üstenen Ceza Hukuku Avukatının, anılan ilkeyi, suçtan kurtulmaya yönelik sıradan bir savunma argümanı algısına neden olmayacak tarzda ve dosyadaki delil durumu ile örtüşen gerekçelerle ortaya koyabilmesini gerekli kılmaktadır.

Bu ilke ile ilgili 2 güncel Yargıtay kararını paylaşıyoruz.

T.C. Yargıtay Başkanlığı – Ceza Genel Kurulu
Esas No.: 2017/623
Karar No.: 2019/123
Karar tarihi: 21.02.2019

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 9. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Ağır Ceza

Sayısı : 78-164

Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık …’in 5237 sayılı TCK’nın 188/3, 62, 52, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 80 TL adli para cezası, sanık …’in ise aynı Kanun’un 188/3, 39/2-c, 62, 52, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba ilişkin İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.04.2015 tarihli ve 68-118 sayılı hükümlerin, sanıkların müdafileri ve sanık … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.01.2016 tarih ve 17086-124 sayı ile;

“Sanıkların kullanma miktarı sınırları içerisinde kalan uyuşturucu maddeyi, satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaçla bulundurduklarına ilişkin savunmalarının aksine sanık …’in sonradan döndüğü ve atfı cürüm niteliğindeki beyanı dışında, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı, delil bulunmadığı, bu hali ile sabit olan fiillerinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaktan ibaret olduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 07.06.2016 tarih ve 78-164 sayı ile;

“…Sanık …’in emniyetteki müdafii huzurunda yaptığı anlatım olayın oluş şekli ile bire bir örtüşmektedir. Zira, sanık … olayın sıcaklığı içinde kuzeni olan diğer sanık …’ın uyuşturucu madde kullanmadığını, kendisinin kullandığını belirtmiş olup bu husus her ikisine ait dosyada mevcut test ve raporlar ile doğrulanmıştır. Sanık … olayın sıcaklığı içinde bu uyuşturucu maddeyi ….. isimli kişiden satın almak için irtibata geçtiklerini ve bu şahsın kendilerini karşılayıp uyuşturucu maddeyi sattığını belirtmiş olup ele geçen uyuşturucu maddeye ilişkin poşetin dış yüzeyinden alınan parmak izinin …..’e ait olduğu hususu dosyada mevcut ekspertiz raporu ile ortaya konulmuştur. Sanık … amcası oğlu olan diğer sanık …’le aralarında önceye dayalı bir husumet ya da ihtilaf olmadığını belirtmiş olup bu husus diğer sanık tarafından da doğrulanmıştır. Zaten mahkemedeki savunmalarında her iki sanık birbirlerini kollar şekilde beyanda bulunmuşlardır. Ayrıca; sanık … kendisinin yaklaşık 3 yıldan beridir uyuşturucu madde kullandığını belirttiği halde, yukarıda kapsamı açıklanan test ve rapor sonucu itibarı ile bu şahsın uyuşturucu madde kullanmadığı anlaşılmış, amcası oğlu olan diğer sanık …’in olayın sıcaklığı içinde alınmış ifadelerinin rapor ile örtüştüğü görülmüş, bu sebeple; Mahkememizce olayın oluş şekli bakımından sanık …’in müdafii huzurunda alınmış olan ifadelerine (özellikle de emniyet ifadesine) itibar edilerek bozmaya konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Olayın taraflarını bizzat dinleyen, yüz yüze yargılama yapan, sanıkların duruşmadaki hal ve tavırları ile beyanlarının alınması sürecindeki durumlarını gözlemleyen, delillerle temas eden ilk derece mahkemesinin sübut delilleri bakımından, neye itibar edeceği neye itibar etmeyeceği noktasında temyiz makamının fazla müdahaleci yaklaşımı hukuk ve usule uygun değildir. Zira, diğer sanıkla amcaoğlu olan, aralarında samimiyet bulunan, olay zamanı gece vakti bir araca binip bir ilden diğer bir ile birlikte gelen, yargılama sürecinde (özellikle mahkemede) birbirlerini kollayan, aralarında önceye dayalı husumet bulunmayan, soruşturmadaki ifadeleri raporlar ve belgeler ile doğrulanmış olan sanık …’in müdafii huzurunda alınmış ifadelerine Mahkememizce itibar edilerek hüküm kurulması hukuk ve usule uygundur. Böylesi bir durumda; Mahkememizce beyanlarına itibar edilen sanık …’in bu beyanının temyiz makamınca ‘atfı cürüm niteliğinde’ görülmesi; dosya kapsamı ve mevcut deliller ile örtüşmediğinden Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 14.01.2016 tarihli ve 17086-124 sayılı bozma ilamına uyulmamıştır. Ayrıca; sanık …’in soruşturmada olayın oluş şeklini doğru bir şekilde anlatıp kovuşturmada bu ifadesinden dönmüş bulunmasının hukuken bir kıymeti yoktur. Zira, bu tip yargılamalarda olayın sıcaklığı içinde doğru beyanda bulunan faillerin kovuşturma aşamasında ifadelerinden dönmeleri (karakolda doğruyu söyleyip mahkemede şaşma, darb-ı meselinde olduğu gibi) sıklıkla görülen vakıalardandır. Burada önemli olan soruşturma aşamasında olayın sıcaklığı içinde müdafii huzurunda verilen ifadenin diğer delillerle doğrulanıp doğrulanmadığıdır. İş bu davaya konu olayda ise olay günü sanık …’in eylemine yardım eden sanık …’in olayın sıcaklığı içinde müdafii huzurunda alınan soruşturma ifadeleri, yukarıda kapsamları açıklanan diğer delillerle doğrulanmıştır.

Böylece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bu delillerden de özellikle olayın sıcaklığı içinde sanık …’in müdafii huzurunda alınmış olan ayrıntılı kolluk beyanına, diğer sanık …’in kaçamaklı savunmasına, iş bu davanın esasını teşkil eden arama, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı bilgilerine, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarına ve niteliğine, ele geçen uyuşturucu madde bakımından düzenlenmiş olan uzman bilirkişi raporuna, sanıkların uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarına ilişkin test ve doktor raporu bilgilerine, sanıklara ait nüfus ve adli sicil kayıt bilgileri ile sabıkalarındaki ilam örnekleri bilgilerine, olayın oluş şekline ve tüm dosya kapsamına göre;

Sanık … ile …’in yakın akraba oldukları, olay günü sanık …’ın Osmaniye ili Kadirli ilçesinden Antakya’ya esrar almak için geldiği, gelirken kendisine yardımcı olsun diye uyuşturucu madde kullanan diğer sanık …’ı da yanına aldığı, sanık …’ın Antakya’da satın alacağı bu esrarı Adana ilinde satmayı düşündüğü, bu amaçla her iki sanığın geceleyin yola çıkıp Antakya’ya geldikleri, burada suça konu uyuşturucu maddeyi üçüncü şahıs konumunda olan ….. isimli kişiden sanık …’ın satın aldığı, sanık … bu eylemleri gerçekleştirirken yanında bulunan sanık …’in bu sanığa yardım ettiği, sanık … uyuşturucu maddeyi satın aldıktan sonra araçla dönerlerken Belen ilçesinde polis denetimine takıldıkları, sanıkların yaptıkları eylemin mahiyetini bildikleri için dur ikazına uymayıp araçla kaçtıkları, sanık …’ın araçla kaçarken diğer sanığa içinde uyuşturucu bulunan maddeyi araçtan atmasını istediği, sanık …’ın da buna uyup poşeti araçtan attığı, yapılan takip sonucunda yakalandıkları, kolluk kuvvetlerinin araçtan atılan bu poşeti buldukları, poşette çıkan maddenin esrar maddesi olduğu, bu suretle sanık …’in isnad olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği, sanık …’in ise diğer sanığın eylemine yardım etmek sureti ile suça iştirak ettiği tam bir kanaatle sübuta ermiştir.

Her ne kadar sanıklar kovuşturma aşamasındaki savunmalarında uyuşturucu madde ticareti yapmadıklarını, uyuşturucu kullandıklarını, kullanım amacı ile bu uyuşturucuyu satın aldıklarını belirtmişlerse de; olayın sıcaklığı içinde müdafii huzurunda alınmış olan ve Mahkememizce itibar edilen sanık …’in emniyet ifadesinde olayın gerçek yüzünün anlatıldığı, sanık …’ın uyuşturucu maddeyi başkalarına satmak üzere satın aldığı, diğer sanık …’ın ise sanık …’ın bu eylemine yardım ettiği, sanıkların kovuşturmadaki savunmalarının kendilerini suçtan kurtarmaya matuf olduğu kabul ve kararına varılarak savunmalarına itibar olunmamıştır…” şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Direnme kararına konu bu hükümlerin de, Cumhuriyet savcısı ile sanıkların müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2017 tarihli ve 365163 sayılı “bozma” istemli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle değişik CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.04.2017 tarih ve 388-825 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların üzerine atılı bulunan eylemin “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu mu yoksa “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

26.09.2014 tarihli arama, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre; İskenderun Sulh Ceza Hakimliğinin 22.09.2014 tarihli ve 2014/1017 değişik iş sayılı arama kararına istinaden Muhlisali Mahallesi, Mareşal Çakmak Caddesi, D-817 Karayolu üzerinde bulunan ilçe emniyet amirliği karşısında yol kontrol ve denetim görevlerine başlayan görevlilerin, 26.09.2014 tarihinde saat 02.00 sıralarında Hatay istikametinden İskenderun’a seyir hâlinde olan…..plaka sayılı, beyaz renkli, Renault-Kango marka aracı görüp, uygulama noktasında durması için ikazda bulundukları, buna rağmen durmayan aracın İskenderun istikametine doğru kaçmaya başladığı, yapılan takip üzerine aracın Sarımazı Mahallesinden otobana girdikten sonra otoban 1. köprüden yaklaşık 300 metre kadar ileride görevlilerce durdurulduğu, araç içerisinde bulunduğu görülen iki şahsın araçtan indirildikleri, aracın arka koltuğu üzerinde esrar parçaları olduğunu gören görevlilerin yaptıkları çevre araştırmasında, şahısların yakalandıkları yerin 50 metre kadar gerisinde, yol kenarında siyah bir poşet içerisindeki esrarı buldukları, atmış oldukları esrarı nereden ve kimden temin ettikleri sorulan şahısların, Antakya’da adresini bilmedikleri bir yerde, tanımadıkları Suriyeli bir şahıstan aldıklarını beyan ettikleri, yapılan kimlik tespitinde araç sürücüsünün …, yanındaki şahsın ise … olduğunun belirlendiği, yakalanan şahıslar ile suç konusu maddenin polis merkez amirliğine getirildiği, ele geçirilen maddenin burada hassas terazi ile yapılan tartımında daralı 1050 gram olduğunun tespit edildiği,

Adana Polis Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 09.02.2015 tarihli uzmanlık raporuna göre; ele geçirilen net 944 gram yeşil renkli bitki parçalarından net 330,4 gram esrar elde edilebileceği,

İskenderun Sulh Ceza Hakimliğinin 22.09.2014 tarihli ve 2014/1017 değişik iş sayılı önleme araması kararının olay yeri ve tarihini kapsadığı,

İskenderun Devlet Hastanesinin 29.09.2014 tarihli yazısında; … isimli şahsın idrar örneği vermediğinden uyuşturucu kullanıp kullanmadığının tespit edilemediğinin, … isimli şahıstan alınan idrar örneğinde ise uyuşturucu madde metabolitine rastlanılmadığının bildirildiği,

İskenderun Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Grup Amirliği tarafından düzenlenen 27.10.2014 tarihli raporuna göre; uyuşturucu maddenin sarılı olduğu siyah renkli naylon poşet ve iki adet şeffaf naylon poşet üzerinde yapılan incelemelerde elde edilen izler ile APFİS veri tabanı ve şüpheli şahıslardan alınan iz örnekleri üzerinde yapılan karşılaştırmalar sonucunda; siyah renkli naylon poşet dış yüzeyinden elde edilen (1), (2) ve (3) nolu izlerden, (1) ve (3) nolu izlerin 25.03.2014 tarihli başka bir olayda parmak izleri alınan …..’in sağ el serçe ve yüzük parmak izleri ile aynı olduğu, (2) nolu izin ise …’in sol el başparmak izi ile aynı olduğu, (4) nolu izin şüphelilerden alınan izlerden farklı birine ait olduğu,

İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.01.2015 tarihli ve 2015/50 sayılı karar ile ….. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ayırma kararı verilen dosyanın soruşturma defterinin 2015/1125 sırasına kaydedildiği,

UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede; ….. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ayırma kararı verilen dosyanın, İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2015 tarihli ve 2015/54 sayılı yetkisizlik karar ile Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2015 tarihli fezlekesi üzerine Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.04.2015 tarihli ve 2303-222 sayılı iddianame ile adı geçen hakkında kamu davası açıldığı, Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 21.10.2015 tarihli ve 185-299 sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, sanık müdafi tarafından temyiz edilen hükmün yapılan incelemesi sonucunda Yargıtay 10. Ceza Dairesince 31.03.2016 tarihli ve 612-1057 sayılı ilam ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

Sanık … kollukta; 25.09.2014 tarihinde saat 23.00 sıralarında kuzeni olan sanık … ile birlikte…..plaka sayılı araçla Kadirli ilçesinden Hatay’ın Kırıkhan ilçesine, daha önceden esrar almak için haberleştikleri ….. isimli şahsın yanına gittiklerini, kendilerini beklemekte olan adı geçenle buluşup bir süre oturduktan sonra alacakları esrarı denemek amacıyla içtiklerini, …..’ın 1000 TL karşılığında ….. isimli şahıstan siyah poşet içerisinde bir kilogram esrar maddesini alması sonrasında Kadirli’ye dönmek üzere yola çıktıklarını, Belen ilçesine geldiklerinde yol kontrolü yapmakta olan görevlilerin kendilerine dur ikazında bulunduklarını, ancak aracı kullanan sanık …’ın durmayarak kaçtığını, bu kaçışları sırasında sanık …’ın esrar bulunan poşeti araçtan atmasını istediğini, poşeti dışarıya attığını, takip eden görevlilerin araçlarının önlerini kesmek suretiyle kendilerini durdurduklarını ve araçtan indirdiklerini, aracın koltuğu üzerinde esrar kırıntılarını gören görevlilerin, çevrede yaptıkları araştırmada durduruldukları yerin 50 metre kadar gerisinde atmış olduğu poşeti bulup kendilerini karakola getirdiklerini, yakalanan esrarın kendisine ait olmadığını, sanık …’a ait olduğunu, sanık …’ın esrar kullanmadığını ancak isteyenlere esrar sattığını, kendisinin ise esrar kullandığını, sanık …’la birlikte gelmesinin sebebinin esrardan kendisine de kullanması için verebileceği düşüncesi olduğunu, savcılıkta farklı olarak; esrar satın alacağını söyleyen diğer sanık …’a yol arkadaşlığı yapmak için araçta bulunduğunu, esrar satın alma veya kullanma gibi bir amacı olmadığını, sanık …’ın uyuşturucu madde kullandığını düşündüğünü, sanık …’tan uyuşturucu madde isteyenlerin olduğunu ancak adı geçenin uyuşturucu madde sattığını görmediğini, emin olamamakla birlikte ilk defa başkalarına satma amacıyla suç konusu esrarı aldığını tahmin ettiğini, ancak kesin bir bilgisinin olmadığını, sorguda; önceki beyanlarını tekrar ettiğini, mahkemede ise; olay günü esrar kullandığını, sanık …’ın gezmek amacıyla Antakya’ya gidelim teklifini kabul ettiğini, birlikte sanık …’ın babasına ait araçla Antakya’ya geldiklerini, sanık …’ın burada arkadaşları ile buluştuğunu ve ….. isimli bir şahısla konuştuğunu, daha sonra araçta suç konusu uyuşturucu maddeyi görüp “Ben bunun sorumluluğunu almam” dediğini, sanık …’ın da “Tamam, sorumlu benim” şeklinde cevap verdiğini, sanık …’ın kullanmak amacı ile suç konusu esrarı satın aldığını, ….. isimli kişiyi sadece diğer sanık …’ın bahsetmesi nedeniyle tanıdığını, sanık …’ın uyuşturucu kimden aldığını bilmediğini, sanık …’ı esrar satarken de görmediğini, olay günü uykusuzluk ve şaşkınlığından farklı ifade verdiğini,

Sanık … kollukta; 25.09.2014 tarihinde saat 23.00 sıralarında, kendisi esrar kullandığı için diğer sanık … ile birlikte ikamet ettikleri Kadirli ilçesinden Antakya’ya yola çıktıklarını, Antakya’da bir mahallede uzun boylu, zayıf yapılı, normal saçlı, sakallı, esmer üzerinde mavi renkli bir tişört, mavi renkli kot pantolon bulunan şahıstan bir kilogram esrar satın aldığını, esrarı şoförlüğünü yaptığı aracın önüne ayaklarının arasına koyduğunu, Kadirli ilçesine dönmek üzere saat 01.00 sıralarında yola çıktıklarını, Belen ilçesinden geçerken yolda polislerin uygulama yaptığını gördüğünü, esrarı yakalatmamak için polislerin dur ikazına uymayarak kaçtığını, kaçarken ayaklarının arasında bulunan poşet içerisindeki esrarı yola fırlattığını, takip eden görevlilerin kendilerini durdurduğunu, yaptıkları arama neticesinde poşet içerisindeki esrarı bulduklarını, yakalanan esrarın kendisine ait olduğunu ve ticari amaçla almadığını, diğer sanık …’ın esrar kullandığını bildiğini ancak yakalanan esrarla bir ilgisi olmadığını, savcılıkta ek olarak; suç konusu esrarı kişisel ihtiyacı için Antakya’da Mehmet isimli şahıstan satın aldığını, burada sanık … ile Mehmet isimli şahısın suç konusu esrardan bir miktar içtiklerini, ancak kendisinin içmediğini, ardından Kadirli’ye dönmek için yola çıktıklarını, polislerin kontrol yaptıklarını görmesi ve kendilerini durdurmak istemesi üzerine kaçtığını, bu sırada araçta bulunan esrarı atmasını diğer sanık …’dan istediğini, adı geçinin de esrar bulunan poşeti araçtan dışarı attığını, sanık …’ın suç konusu esrarı başkalarına satmak için aldığına dair beyanını kabul etmediğini, sorguda; önceki beyanlarını tekrar ettiğini, mahkemede ise; kullandığı esrarı ucuza temin etmek amacıyla diğer sanık … ile birlikte Antakya’ya geldiklerini, sanık …’ın esrar almak için gelmediğini, Antakya Narlıca’da ….. isimli şahısla buluştuklarını, adı geçenin getirdiği uyuşturucu maddeden diğer sanık …’ın içtiğini, poşet içinde bulunan uyuşturucuyu 950 TL karşılığında satın aldığını, daha sonra Kadirli’ye dönmek için yola çıktıklarını, polis kontrolünü görünce kaçtıklarını ancak yakalandıklarını,

Savunmuşlardır.

5237 sayılı TCK’nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin 3. fıkrası; “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.” biçiminde olup, madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi üçüncü fıkrada, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.

Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevk edilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır.

Aynı Kanunun “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” başlıklı 191. maddesinin 1. fıkrası ise; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da kullanmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.

Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-136 ile 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.

Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.

İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlemesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.

Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.

Öte yandan, Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

İskenderun Sulh Ceza Hakimliğinin önleme araması kararına istinaden 26.09.2014 tarihinde D-817 Karayolu üzerinde bulunan ilçe emniyet amirliği karşısında yol kontrol ve denetim görevlerine başlayan görevlilerin, saat 02.00 sıralarında Hatay istikametinden İskenderun’a seyir hâlinde olan ve şoför koltuğunda sanık …’ın, sağ ön koltuğunda sanık …’ın oturduğu…..plaka sayılı aracı görüp, uygulama noktasında durması için ikazda bulundukları, söz konusu aracın durmayarak İskenderun istikametine doğru kaçmaya başladığı, yapılan takip sonucu aracın görevlilerce durdurulduğu, araç içerisindeki sanıkların araçtan indirildikleri, aracın arka koltuğu üzerinde esrar parçaları olduğunu gören görevlilerin yaptıkları çevre araştırmasında, sanıkların durduruldukları yerin 50 metre kadar gerisinde yol kenarında bulunan poşet içerisinde suç konusu esrarı ele geçirdikleri olayda;

Kadirli ilçesinde oturan sanıkların, Kırıkhan ilçesine giderek suç konusu esrarı aldıktan sonra tekrar ikamet ettikleri ilçeye döndükleri sırada yakalanmaları, ele geçirilen net 330,4 gram ağırlığındaki suç konusu esrarın miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalması, söz konusu uyuşturucu maddenin tek parça hâlinde ele geçirilmesi, uyuşturucu madde kullandıklarını söyleyen sanıkların savunmalarının aksine, birlikte satın aldıkları suç konusu esrarı başkalarına satacaklarına, devredeceklerine veya vereceklerine ilişkin herhangi bir davranış içinde oldukları hususunda bir tespit bulunmadığı gibi kullanma dışında bir amaçla bulundurduklarına ilişkin delil de olmaması, sanık …’ın, diğer sanık …’ın suç konusu esrarı isteyenlere sattığı şeklindeki soyut ve suç atma niteliğinde kalabilecek kolluktaki beyanından dönmesi karşısında, sanıkların sabit olan eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde satın alma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2016 tarihli ve 78-164 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, sanıkların eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 21.02.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

 


T.C. Yargıtay Başkanlığı – Ceza Genel Kurulu
 

Esas No.: 2017/798
Karar No.: 2019/223
Karar tarihi: 19.03.2019

Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık …’in TCK’nın 188/3-4, 62, 52, 53, 55 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.11.2015 tarihli ve 384-245 sayılı hükmünün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 14.04.2016 tarih ve 671-1190 sayı ile;

“Kendisinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, ele geçirilen suç konusu eroinlerle ilgisi olduğuna ya da diğer sanık …..’in suçuna iştirak ettiğine ilişkin, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, hakkında soruşturma aşamasında ‘kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma’ suçundan ayırma kararı verilen tanık Serap’ın, sanığın kendisine ikram olarak verdiğini ileri sürdüğü maddelerin de ele geçmemesi nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 31.05.2016 tarih ve 163-268 sayı ile;

“…22.09.2014 tarihinde polis merkezini arayan bir erkek şahsın…..Mahallesi …… Sokak üzerinde bulunan Merkez Camii bayanlar tuvaletine gün içerisinde aralıklarla kısa boylu, sarı saçlı bir kızın geldiğini, tuvaletten uzun süre çıkmadığını, kızın yanına 170 boylarında, koyu renk kıyafetli, sakallı, 25 yaşlarında bir erkek bir şahsın durmadan gelip gittiğini, kız ile birbirlerine bir şeyler verdiklerini, erkek şahsın da cami dışında yanına gelen şahıslarla görüşerek tokalaştıklarını, aralarında uyuşturucu madde alış verişinin yapıldığından şüphelendikleri ihbarında bulunması üzerine belirtilen yere giden görevlilerin olayı tutanak altına aldıkları,

Olay tutanağı, tanık beyanları, sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihinde ihbar tutanağında eşgalleri belirtilen sanıklardan hükümlü ….. Uzun’un bayanlar tuvaletine giderek sanık …’e para verdiği, sanık …’nın parayı çantaya koyduğu ve hükümlü …..’e içerisinde satışa hazır ayrı ayrı paketlenmiş halde eroin bulunan sigara paketini verdiği, hükümlü …..’in paketi cebine koyarak Okmeydanı Diş Hastanesi önünde beklemeye başladığı, bir müddet sonra telefonla uyuşturucu alış verişi için irtibat kurduğu tanıklar Tezcan Toplar, … ve …’in hükümlü …..’in yanına geldikleri, tanık Tezcan’ın 30 TL karşılığı bir paket eroin alarak hükümlü …..’in yanından uzaklaştığı, görevlilerce takip edilen tanık durdurulduğunda elindeki uyuşturucu maddeyi yere attığı, bunun üzerine hükümlü …..’in yapılan üst aramasında pantolonunun cebinde bulunan sigara paketinin içerisinde 5 adet satışa hazır paketlenmiş beyaz kağıda sarılmış eroin ve satıştan elde edilen 330 TL paranın ele geçirildiği, akabinde sanık … ve yanında bulunan tanık Serap Karacanın da yakalandığı, …’in çantasında gelişi güzel atılmış vaziyette satıştan elde edilen, hükümlü …..’in verdiği 510 TL paraya el konulduğu anlaşılmıştır.

Sanık … o gün üzerinin kirlenmesi ve arkadaşının kıyafet getirecek olması nedeniyle tuvalette bulunduğunu, hükümlü …..’e sadece sigara paketi verdiğini, …..’in de kendisine ev tutmak için biriktirmesi niyetiyle para verdiğini beyan ederek suçlamayı reddetmiş ise de; ihbarın 15.45 sıralarında yapıldığı, olay tutanağı saatinin ise 21.30 olduğu bu haliyle sanık …’nın kıyafet değiştirmek için yaklaşık 5-6 saat tuvalette kalması ve erkek arkadaşı olan diğer hükümlü …..’in biriktirmesi niyetiyle para vermek için sanık …’nın tuvalette bulunduğu zamanı seçmesi hayatın olağan akışına uygun bulunmadığından inkara yönelik savunmasına itibar edilmemiş, sanık …’nın cami tuvaletinde uzun süre kaldığı, yanına gelen diğer hükümlü …..’le aralarında birşeyler alıp verdikleri, …..’in de yanına gelen kişilerle görüşüp uyuşturucu alış verişi yaptığına dair gelen ihbar ve sonrasında tutulan olay tutanağında tam da ihbarda belirtildiği şekilde olayların gözlemlenmesi, sanık …’nın …..’e verdiğini kabul ettiği sigara paketinden satışa hazır eroinlerin ele geçirilmesi (olay tutanağı ve üst arama tutanağına gör hükümlü …..’de sadece 1 adet sigara paketi ele geçiyor onun içerisinde de eroin paketleri var), tanık …’nın mahkeme huzurunda ‘Ben değişik zamanlarda ve bazen olmak üzere Damla’dan uyuşturucu almışlığım vardır, bunu ikram olarak verdi’ şeklindeki beyanı ile sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.

Mahkememizin kabulü ile olay tutanağının uyumlu olduğu, aynı olay tutanağında hem hükümlü ….. Uzun’un hem de sanık …’in eylemleri ile ilgili anlatımların yer aldığı, hükümlü ….. Uzun hakkında kurulan hükmün onandığı bu haliyle olay tutanağına itibar edildiğinin anlaşıldığı, aynı tutanak da …’in ….. ile iştirak halinde hareket edildiğinin açıkça anlaşılmasına rağmen sanık … yönünden de olay tutanağına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre sanığın hükümlü ….. ile iştirak iradesi içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediği ve suçun sübuta erdiği” şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir.

Direnme kararına konu bu hükmün de, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2016 tarihli ve 335623 sayılı “bozma” istemli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 1246-661 sayı ile; 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 22.05.2017 tarih ve 59-1991 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık ….. Uzun hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı bulunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

22.09.2014 tarihli olay, yakalama, geçici olarak el koyma, savcı görüşme tutanağına göre; Kâğıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılan N1 numaralı hattı arayan ve sesinden erkek olduğu anlaşılan şahsın “….. Mahallesi, …… Sokakta bulunan cami civarında oturuyorum. Gün içerisinde vaktimin çoğunu camide geçiriyorum. Caminin bayanlar tuvaletine gün içerisinde kısa boylu, sarı saçlı bir kız aralıklarla gelip uzun süre çıkmıyor. Kızın yanına 170 cm boylarında, sakallı, 25 yaşlarında olan ve üzerinde koyu renk kıyafet bulunan erkek şahıs gelip gidiyor. Kız ile birbirlerine bir şeyler veriyorlar. Erkek şahıs cami dışında yanına gelen kişilerle görüşüp tokalaşıyor. Aralarında uyuşturucu madde alışverişi yapıldığından şüpheleniyorum.” diyerek telefonu kapattığı,

İhbar doğrultusunda araştırma yapmak amacıyla bahsi geçen yere giden görevlilerin cami ve çevresini izlemeye aldıkları, ihbarda eşkâl bilgileri belirtilen kişiyle uyumlu erkek şahsın cami avlusunda ileri geri gittiği, telaşlı şekilde dolaştığı, sürekli telefon ile görüşme yaptığı, cami içerisinde bulunan bayanlar tuvaletine gidip bayan bir şahısla görüştüğü, bayan şahsa sayarak para verdiği, bayanın parayı alıp çantasına koyduğu, erkek şahsın da bayandan bir cisim alarak cebine koyduğunun görüldüğü, hızlı adımlarla cami dışına çıkan erkek şahsın Yalın Sokak istikametinden yaya olarak ilerlediği, bayanın ise cami tuvaletinde kaldığı, görevlilerce takibe alınan erkek şahsın Fulya Sokak yönüne dönüp…..Mahallesi, Darülaceze Caddesi üzerinde bulunan Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi önünde gelip beklemeye başladığı, sürekli telefonla görüşen şahsın yanına bir süre sonra tanıklar Tezcan Toplar ile … isimli şahısların geldikleri, yaklaşık bir dakika sonra ise bu üç sahsın yanına tanık …’in de geldiği, izlenmelerine devam edilen şahıslardan tanık Tezcan’ın cebinden çıkardığı parayı cami avlusunda görülerek takibe alınan ve yakalandıktan sonra kimlik bilgileri tespit edilen inceleme dışı sanık ….. Uzun’a, adı geçenin de beyaz kâğıda sarılı olan ve uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen bir cismi tanık Tezcan’a verdiği, adı geçen tanığın ayrıldığı sırada görevlilerce durdurulmak istenildiğinde elinde bulunan beyaz kâğıda sarılı cismi yere attığı, yapılan kontrolde eroin olduğu değerlendirilen maddenin görevlilerce muhafaza altına alındığı, ardından görevlilerin inceleme dışı sanık ….. ile yanında bulunan tanıklar Tezcan, Burhan ve Yusuf Emre’yi yakaladıkları, yapılan üst aramalarında inceleme dışı sanık …..’in pantolonunun cebindeki sigara paketinde (5) adet satışa hazır vaziyette beyaz kâğıda sarılı eroin olduğu değerlendirilen maddenin ve toplam 330 TL’nin ele geçirildiği, tanıklar üzerinde ise suç unsuruna rastlanılmadığı, görevlilerce sorulduğunda; tanık Tezcan’ın yaklaşık bir yıldır her gün eroin satın aldığı inceleme dışı sanık ….. ile telefonla görüşmesi sonrasında adı geçenle buluştuğunu ve 30 TL karşılığında eroin satın aldığını, görevlileri görmesi üzerine satın aldığı eroini yere attığını, inceleme dışı sanık …..’in yanında zaman zaman sarışın, kısa boylu bir bayanın olduğunu söylediği, tanık Yusuf Emre’nin daha önceden eroin aldığı inceleme dışı sanık …..’i tesadüfen hastane önünde gördüğünü, adı geçenden kendisine uyuşturucu madde temin etmesini istediğini, alamadan polislerin geldiğini beyan ettiği, tanık Burhan’ın ise daha önceden eroin satın alması nedeniyle tanıdığı inceleme dışı sanık …..’i Çağlayan Mahallesinde gördüğünü, adı geçene uyuşturucu madde almak istediğini söylediğinde hastane önüne gelmesini istediğini, söz konusu yere gidip inceleme dışı sanık ….. ile buluştuğunu, ancak eroin alamadan görevlilerce yakalandığını ifade ettiği,

Takip sırasında görülen bayan şahsın da yakalanması için caminin bayanlar tuvaletinin girişinde beklenildiği sırada, tuvaletten peş peşe çıkan sanık … ile tanık …’nın görülerek durduruldukları, sanık …’nın eşkâlinin ihbarda belirtilen bayan şahısla uyumlu olduğunun anlaşıldığı, ekip otosuna alınarak karakola götürülen bayanların burada yapılan üst aramalarında suç unsuruna rastlanılmadığı, ancak sanık …’nın çantasında yapılan aramada gelişi güzel vaziyetteki toplam 510 TL’nin uyuşturucu madde satışından elde edildiği değerlendirilerek el konulduğu, görevlilerce inceleme dışı sanık …..’i tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, sanık …’nın şahsın erkek arkadaşı olduğunu, arkadaşı olan tanık Serap’ın uyuşturucu madde ile ilgisinin olmadığını, kendisine kıyafet getirmesi nedeniyle yanında bulunduğunu, tuvalete sigara içmek amacıyla girdiğini söylediği,

İstanbul Polis Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 12.10.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre; ele geçirilen net 0,2 ve 1,8 gram açık kahverengi toz maddelerin eroin ve 6-MAM etken maddesi ihtiva ettikleri,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/159651 sayılı dosyasında şüpheliler Tezcan Toplar, …, … ve … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma yürütüldüğü,

Anlaşılmıştır.

Tanık Tezcan Toplar kollukta; yaklaşık sekiz yıldır eroin kullandığını, uyuşturucu maddeyi N2 numaralı telefonla irtibat kurarak temin ettiğini, olay günü saat 20.30 sıralarında kendi telefonundan N2 numaralı telefonu aradığını, telefonu açan şahsın SSK Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Diş Hastanesi önünde buluşma önerdiğini, buluşma yerine gittiğinde adını daha önce bilmediği inceleme dışı sanık ….. ile buluştuklarını, 30 TL verip bir paket eroin aldığını, şahsın yanında başka kimse olmadığını, ayrılmak üzereyken polislerin geldiklerini, yaklaşık bir aydır bu şahısla telefonla görüşerek uyuşturucu temin ettiğini, sanık …’yı bir-iki defa inceleme dışı sanık …..’le beraber gezerken gördüğünü, ancak alışveriş sırasında hiç görmediğini, mahkemede farklı olarak; olay günü Yusuf isimli şahıstan uyuşturucu almak için hastane bahçesine geldiğini, daha önceden tanımadığı inceleme dışı sanık …..’in de orada olduğunu, daha sonra polislerin geldiklerini, kendileriyle birlikte iki kişiyi de gözaltına aldıklarını, inceleme dışı sanık …..’in de uyuşturucu almaya geldiğini orada öğrendiklerini, kendisinin inceleme dışı sanık …..’den hiçbir zaman uyuşturucu almadığını,

Tanık … kollukta; yaklaşık 3 yıldır uyuşturucu kullandığını, adını kendisine Yusuf olarak söyleyen ve büro amirliğinde isminin ….. Uzun olduğunu öğrendiği şahıstan yaklaşık bir aydır eroin aldığını, N2 numaralı telefonu arayıp kendisi ile irtibat kurarak alışveriş yaptığını, olay günü saat 19.00 sıralarında inceleme dışı sanık …..’i Çağlayan Mahallesinde gördüğünü, yanına yaklaşıp kendisine bir güzellik yapmasını istediğini, beraberce Okmeydanı Diş Hastanesi önüne gittiklerini, tuvalete girerek beraber uyuşturucu kullandıklarını, dışarı çıktıktan sonra adını polis merkezinde öğrendiği Tezcan Toplar ve … isimli şahısların geldiklerini, alışveriş sırasında polisin baskın düzenlediğini, mahkemede ise; sanık … ve inceleme dışı sanık …..’in uyuşturucu sattıklarını bilmediğini, zaman zaman inceleme dışı sanık …..’le beraber uyuşturucu kullandıklarını,

Tanık … kollukta; yaklaşık 9-10 aydır eroin kullandığını, yaklaşık 3 aydır da adını ….. olarak söyleyen şahıstan uyuşturucu aldığını, kendisi ile N2 numaralı telefon vasıtasıyla görüştüğünü, olay günü saat 20.20 sıralarında uyuşturucu almak için inceleme dışı sanık …..’in devamlı takıldığı Okmeydanı Diş Hastanesi önüne gittiğini, adı geçeni hastanenin acil girişi önünde gördüğünü, yanında daha önce hiç görmediği iki erkek şahıs olduğunu, alışveriş yapmak için yanlarına yaklaştığı sırada polislerin baskın düzenlediklerini,

Tanık Serap Karca kollukta; sanık …’yı 4-5 aydır tanıdığını, ne iş yaptığını bilmediğini, inceleme dışı sanık …..’in sanık …’nın erkek arkadaşı olduğunu, bu şahsı da üç aydır tanıdığını, yaklaşık iki yıldır eroin kullandığını, sanık … ve inceleme dışı sanık …..’den hiç eroin almadığını, birlikte uyuşturucu kullandıklarını, olay günü saat 20.00 sıralarında sanık …’ya telefon açtığını, kendisine yarın tedavi amaçlı hastaneye yatacağını son bir kez görüşmek istediğini söylemesi üzerine Okmeydanı’nda camide olduğunu, gelirken de üst kıyafeti getirmesini istediğini, getirdiği kıyafetlerle birlikte sanık …’nın tarif ettiği…..Merkez Camisi tuvaletine girdiğini, polislerin baskın yaptıklarını, inceleme dışı sanık ….. ve sanık …’nın uyuşturucu sattıklarını hiç görmediğini, mahkemede ise; uyuşturucu kullanıcısı olduğunu, inceleme dışı sanık ….. ve sanık …’nın uyuşturucu madde satmadıklarını, kendisine de temin etmediklerini, ancak sanık …’nın değişik zamanlarda kendisine ikram olarak uyuşturucu verdiğini, kendisinin de sanık …’ya ikram ettiğini,

İnceleme dışı sanık ….. Uzun kollukta ve sorguda; uyuşturucu madde kullandığını, uyuşturucu madde satın almak için tanık Tezcan’ın yanına gittiğini, polisler baskın yapınca adı geçen tanığın paketi yere attığını, yakalandığında üzerinde çıkan (5) fişek eroini cebine tanık Tezcan’ın koyduğunu, paketlerin tanık Tezcan’a ait olduğunu, sanık … ile üç yıldır birlikte olduklarını, kendisinden sigara alıp ev tutması için para verdiğini, tanık Burhan’ın kendisi hakkında yalan söylediğini, bu tanığın da uyuşturucuyu tanık Tezcan’dan aldığını, mahkemede ise; olay günü içmek amacıyla Okmeydanı Hastanesinde taksici Serdar isimli bir şahıstan uyuşturucu satın aldığını, uyuşturucu madde satmadığını, diğer şahısların beyanlarını kabul etmediğini, şahısların polis baskısı altında ifade verdiklerini düşündüğünü,

İfade etmişlerdir.

Sanık … kollukta; suçlamayı kabul etmediğini, kız arkadaşı tanık Serap’ın yakalandığı caminin tuvaletine kendisine kirlenmiş olan kıyafeti yerine elbise getirmek için geldiğini, üzerini değiştirdiği sırada polislerin gelip tanık Serap ile kendisini yakaladıklarını, üzerinde ve tuvalette hiçbir şey bulunmadığını, inceleme dışı sanık ….. ile üç yıldır birlikte olduklarını, kendisinden sigara istemesi üzerine adı geçen sanığa sigara paketi verdiğini, inceleme dışı sanığın uyuşturucu maddeyi kimden aldığını bilmediğini, kendisinin vermediğini, inceleme dışı sanığın birlikte ev tutmak için verdiği parayı alarak çantasına koyduğunu, sorguda; uzun yıllardır uyuşturucu madde kullandığını, inceleme dışı sanığa uyuşturucu değil sigara verdiğini mahkemede ise; ele geçirilen paraların erkek arkadaşı olan inceleme dışı sanık ile kendisine ait olduğunu, ancak uyuşturucu madde satışından elde edilen paralar olmadığını, uyuşturucu madde satmadığını, o gün tuvalette bulunmasının sebebinin kirlenen elbisesini değiştirmek olduğunu savunmuştur.

5237 sayılı TCK’nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç tarihininde yürürlükte bulunan 3 ve 4. fıkraları;

“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklindedir.

Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevki, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. Fıkradaki suçun oluşması için bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmış olması gerekir.

Dördüncü fıkraya göre, uyuşturucu maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması üçüncü fıkrada tanımlanan suçun konu bakımından nitelikli unsurunu oluşturmakta ve bu fıkraya göre verilecek cezanın artırılmasını gerektirmektedir.

Öte yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” şeklinde, Latincede ise “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Kâğıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılan N1 numaralı hatta “….. Mahallesi, …… Sokakta bulunan cami civarında oturuyorum. Gün içerisinde vaktimin çoğunu camide geçiriyorum. Caminin bayanlar tuvaletine gün içerisinde kısa boylu, sarı saçlı bir kız aralıklarla gelip uzun süre çıkmıyor. Kızın yanına 170 cm boylarında, sakallı, 25 yaşlarında olan ve üzerinde koyu renk kıyafet bulunan erkek şahıs gelip gidiyor. Kız ile birbirlerine bir şeyler veriyorlar. Erkek şahıs cami dışında yanına gelen kişilerle görüşüp tokalaşıyor. Aralarında uyuşturucu madde alışverişi yapıldığından şüpheleniyorum.” şeklinde ihbarda bulunulduğu, bunun üzerine araştırma yapmak amacıyla bahsi geçen yere giden görevlilerin cami ve çevresini izlemeye aldıkları, inceleme dışı sanık …..’in cami avlusunda ileri geri gittiği, telaşlı şekilde dolaştığı, sürekli telefon ile görüşme yaptığı, cami içerisinde bulunan bayanlar tuvaletine gidip burada sanık … ile görüşüp adı geçene sayarak para verdiği, sanık …’nın ise parayı alıp çantasına koyduğu, inceleme dışı sanık …..’in sanık …’dan bir cisim alarak cebine koyduğunun görüldüğü, sanık …’nın cami tuvaletinde kaldığı, inceleme dışı sanık …..’in ise Yalın Sokak istikametinden Fulya Sokak yönüne dönüp…..Mahallesi, Darülaceze Caddesi üzerinde bulunan Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi önünde gelip beklemeye başladığı, bir süre sonra tanıklar Tezcan ve Burhan’ın, bir dakika kadar sonra ise tanık Yusuf Emre’nin inceleme dışı sanığın yanına geldikleri, tanık Tezcan’ın cebinden çıkardığı parayı inceleme dışı sanık …..’e, adı geçenin de beyaz kâğıda sarılı olan uyuşturucu maddeyi tanık Tezcan’a verdiği, buradan ayrılmak için hareketlenen tanık Tezcan’ın görevlilerce durdurulmak istenildiğinde elinde bulunan beyaz kâğıda sarılı eroini yere attığı, yere atılan eroinin görevlilerce muhafaza altına alındığı, ardından görevlilerin inceleme dışı sanık ….. ile yanında bulunan tanıklar Tezcan, Burhan ve Yusuf Emre’yi yakaladıkları, yapılan üst aramalarında inceleme dışı sanık …..’in pantolonunun cebindeki sigara paketinde (5) adet satışa hazır vaziyette beyaz kâğıda sarılı uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, takip sırasında görülen sanık …’nın yakalanması için görevlilerin caminin bayanlar tuvaletinin girişine gidip bekledikleri sırada, tuvaletten peş peşe çıkan sanık … ile tanık Serap’ın durdurulup yakalandıkları, karakola götürülen sanık …’nın yapılan üst aramasında suç unsuruna rastlanılmadığı, ancak çantasında yapılan aramada gelişi güzel vaziyetteki toplam 510 TL’ye uyuşturucu madde satışından elde edildiği değerlendirilerek el konulduğu olayda;

Hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yapılan tanık Tezcan’da ele geçirilen suç konusu eroinin inceleme dışı sanık …..’e verenin sanık … olduğuna dair gerek inceleme dışı sanık …..’in gerekse tanık Tezcan’ın herhangi bir anlatımlarının olmaması, tanık Tezcan’ın yere attığı ve inceleme dışı sanık …..’in üzerinde ele geçirilen suç konusu eroinlerin sarılı olduğu beyaz kâğıtlar ile sanığın irtibatını sağlayacak bir delil bulunmaması, tanık Serap’ın sanıktan zaman zaman eroin alıp kullandığını söylediği maddenin ele geçmemesi nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilemeyeceği gibi tanık Serap’ın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığının da teknik yöntemlerle belirlenmemesi nedeniyle adı geçen tanığın bu beyanlarının sanığın suçunun sübutu bakımından dikkate alınamayacağı, kaldı ki tanık Serap’ın sanığın kendisine uyuşturucu madde temin etmediğini, birlikte kullandıklarını söylemesi, olay tutanağı içeriğinden sanık …’nın inceleme dışı sanık …..’e verdiği görülen cismin, inceleme dışı sanık …..’in tanık Tezcan’a satması sonrası yere atılan beyaz kâğıda sarılı eroin veya inceleme dışı sanık …..’in üzerinde ele geçirilen ve içerisinde beyaz kâğıtlara sarılı eroin bulunan sigara paketi olduğunun anlaşılamaması, sanık …’nın kollukta müdafisi olmaksızın alınan ifadesinde inceleme dışı sanık …..’e “sigara paketi” verdiğini söylemesine karşın sorgusunda “sigara” verdiğini, uyuşturucu madde vermediğini ifade etmesi, inceleme dışı sanık …..’in de sanık …’dan “sigara” aldığını beyan etmesi, bir an için sanığın, inceleme dışı sanık …..’e verdiği görülen cismin sigara paketi olduğu kabul edilse bile olay tutanağı içeriğine göre inceleme dışı sanık …..’in tanık Tezcan’a verdiği görülen ve adı geçen tanığın yere attığı beyaz kâğıt içerisinde sarılı eroini, sigara paketi içerisinden çıkartarak verdiğine dair bir tespitin bulunmaması, bu durumun da inceleme dışı sanık …..’de sigara paketini almasından önce de uyuşturucu madde bulunduğunu, dolayısıyla sigara paketi içerisinde ele geçirilen eroinlerin de sanık tarafından sigara paketinin verilmesinden sonra inceleme dışı sanık ….. tarafından söz konusu paket içerisine konulmuş olabileceğini göstermesi, oluşan bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesinin gerekmesi, sanığın başlangıçtan itibaren değişmeyen savunmalarında suçlamayı kabul etmediğini, ele geçirilen uyuşturucu madde ile ilgisi bulunmadığını savunması karşısında; kendisinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilemeyen sanığın savunmalarının aksine, ele geçirilen suç konusu eroin ile ilgisi olduğuna ya da inceleme dışı sanık …..’in suçuna iştirak ettiğine ilişkin, her türlü şüpheden uzak, kuşkuyu aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığının, dolayısıyla sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu olan hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli ve 163-268 sayılı direnme kararına konu hükmünün, kendisinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilemeyen sanığın savunmalarının aksine, ele geçirilen suç konusu eroin ile ilgisi olduğuna ya da inceleme dışı sanık …..’in suçuna iştirak ettiğine ilişkin, her türlü şüpheden uzak, kuşkuyu aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 19.03.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

 

Bursa’da ceza davalarında avukatlık hizmetleri sunan Kemal Uslu Avukatlık Büromuzun web sitesine giriş yapabilir ve “İletişim” sayfamıza giriş yaparak bizlere ulaşabilirsiniz. Bu sayede Ceza Hukuku kapsamında yer alan hizmetlerden yararlanabilir, hem danışmanlık hem de avukatlık arayışınıza bir son verebilirsiniz.

 

Puan
Bu gönderiyi derecelendirmek için tıklayın!
[Total: 2 Average: 5]

Lütfen bizimle iletişime geçin.

Web sitemizde size mümkün olan en iyi deneyimi sunmak için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Kabul.
Privacy Policy